residency program: Blind Dates / Phase 1 / Cittadellarte, Biella, Italy

Ufficio Arte & Unidee - University of Ideas
Ceittadellarte - Fondazione Pistoletto Onlus

Dates
29th June - 18th July 2015

Cittadellarte’s aim is to inspire and produce a responsible change in society through ideas and creative projects. 

Cittadellarte-Fondazione Pistoletto was instituted in 1998 as a concrete action of the Progetto Arte Manifesto where the artist Michelangelo Pistoletto proposed a new role for the artist: that of placing art in direct interaction with all the areas of human activity which form society.

The name Cittadellarte incorporates two meanings: that of the citadel or rather an area where art is protected and well defended, and that of the city, which corresponds to the idea of openness and interrelational complexities with the world. 

Cittadellarte is a great laboratory, a generator of creative energy that generates unedited processes of development in diverse fields of culture, production, economics and politics. 

The activities of Cittadellarte pursue a basic objective: to operationally take artistic interventions into every sector of civil society to contribute responsibly and profitably to address the profound changes of our age. 

Cittadellarte is structured organically according to a cellular system that configures itself in a main nucleus that subdivides into different nuclei. These take the name of Uffizi. Each office carries out its own activity addressing specific areas of the social system. The goals of the Uffizi are: to produce a responsible transformation of global society, starting from their smaller local dimensions. 

http://www.cittadellarte.it/





current event: İnce Ayarlı ve Çoğul // Fine Tuned and Multiple, Kuad Gallery


past event: Özgür Kazova / 29.05.2015 / Eyüp, İstanbul

CUMA GÜNÜ, EŞ DOST HEPİNİZİ FABRİKAYA BEKLİYORUZ
Kasım ayından beri süren patronsuz üretimimizi hep beraber kutluyoruz. 29 Mayıs Cuma saat 19.00’dan itibaren fabrikamıza hepinizi bekliyoruz. Bu buluşma şimdiye kadar bize destek olan insanlarla tanışmak için bir fırsat. Biriktirdiğimiz hikayeleri deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz. Özgür tişörtlerin ve kazakların nerede ve nasıl üretildiğini görmek, gelecek ayları planlamak ve dayanışmayı büyütmek için birlikte olalım.
Kolektif Yaşam İnisiyatifi’yle birlikte hazırladığımız sürpriz Özgür Kazova Halayını hep birlikte çekmek, HA ZA VU ZU ekibiyle birlikte türküler söylemek, Karşı Kooperatif'le ortak üretimlerimizi görmek için ve hep bir ağızdan mücadeleye devam demek için herkesi bekliyoruz!
Rami cuma mah. Haciesref sok. Izi is merkezi 3/3 kat 4 Rami Eyup












past event: 3.Mardin Biennial, Mitolojiler // Mythologies

"Ananeyi Düşünmek // Thinking about Grandmother - Thinking of Tradition"

yerleştirme, installation, 2015






Ananeyi* Düşünmek
Ananemi yaklaşık 1 yıl önce kaybettik. Üzerindeki hırkasından başka bir şeyi olmayan şanslı insanlardan biriydi. Cenazesi için uzak şehirlerdeki akrabaları gelmişti ve herkes ona dair hatıralarını birbiriyle paylaşıyordu. Bu sırada kuzenim birkaç yıl önce gizlice çektiği yarım saatlik bir videoyu bize izletti. Ananem muhtemelen bir kahvaltı sofrasında torunuyla dertleşiyor, bizim de az çok bildiğimiz konular hakkında içini döküyordu. Yakınınız olan bir insan yaşarken ayrıntıları içinde hapsediyor, ya da günlük hayatın akışında o ayrıntılara kör kalabiliyorsunuz. Ama onu kaybettiğinizde ardında bıraktığı her bir parça çok daha değer kazanıyor; tüm dikkatinizle onları inceliyor ve kendinize katıyorsunuz ya da onlar yavaşça hayatınıza sızmaya başlıyorlar. Bu gizli çekim videoyu tekrar tekrar izlediğimde yanıbaşımdaki hikâyeyi yeniden keşfetmeye başladım. Bu süreçte ananemin geride bıraktığı ne varsa, aslında o hikâyenin bir parçası olduğunu gördüm. Cenaze sonrasında, ondan kalan birkaç eşyayı, isteyenlerin hatıra olarak alması için ortaya çıkardık. Ben herhangi bir özelliği olmayan gündelik seccadesini seçmiştim. Daha önce yüzlerce kez gördüğüm bu seccadenin üzerindeki yarım tavus kuşunu da o zaman farkettim. Sakat bacağına rağmen dikiş makinasıyla her şeyi kesip dikme takıntısı olan ananem, muhtemelen bir duvar halısı olan tavus kuşunu seccade boyutuna indirmek için kesmiş, kuşun kuyruk ve gövdesinin yarısı sığacağı şekilde tekrar dikmişti. Yıllardır da namazını o seccade üzerinde kılmıştı. O an tavus kuşunun Yunan mitolojisi haricindeki anlamlarını bilmiyordum. Ta ki bir arkadaşıma bu minör arşivden bahsedene kadar: Ezidi inancındaki “Melek Tavus” ile bu sayede tanıştım. Şimdi onlarla ananem arasında hüzünlü bir ortaklık da buluyorum:
Parçalanmış hayatlar ve sakatlanmış mitolojiler.
Bunun sonrasında, ananemin diktiği ve sadece kız torunlarına hediye ettiği diğer seccadeleri araştırmaya başladım. Patchwork tekniğiyle yaptığı her bir seccade
kendi içinde bir resim gibi işlenmişti. Sanat pratiği kolaj olan biri olarak ananemin bu eserleri beni büyüledi. Onun hikâyesiyle kendiminkinin ve başkalarınınkinin nasıl iç içe geçtiğini ve sürekli bir oluşum halinde olduğunu farketmeye başladım. Hayat ve onun anlam boşluğunda dolanan tüm kavramlar gibi, bize miras kalan mitolojiler de yıkılıp yeniden oluşuyor, ya da dönüşüme uğruyorlar ve onları tüm saflığıyla kesip dikilmiş bir seccadeden okuyabilmek son derece büyüleyici. Uçan sihirli halı gibi, bu seccadeler bizi bir anda evrensel olana uçurup, ani bir manevrayla köyde okuma yazma bilmeyen bir kadının hayat hikâyesi ile buluşturuyor.

* Anane: Türk Dil Kurumu’na göre gelenek demek. Aynı zamanda annenin annesi anlamında söylenen anneannenin de günlük konuşma dilinde söyleniş şekli olup metin boyunca bu dil oyunu oynanmıştır.

//
I became aware of the fact that the story of my grandmother intertwined with mine and that of others and that it was in a continuous state of formation. Just like itself, and all the concepts revolving around the void of its meaning, even the mythologies that we have inherited are collapsing to be created anew, they are undergoing transformation  and it is mesmerizing to be able to read them from a prayer mat that has been cut to size and sewn in pureness. Just like a flying carpet, these prayer mats fly us, in one and the same stride, towards what is universal and with one swift maneuver bring us down to be acquainted with the life story of an illeterate village woman.

Fotoğraf// Photo credit: İbrahim Ayhan







past event: "stay with me" DEPO


selda

Stay with me

13 Mayıs – 7 Haziran 2015

Açılış: 12 Mayıs Salı, 18:30
Ve bir noktada öylece beklerken başka bir “şey” başladı. Sokaktaydık. Yan yanaydık. Birbirimizi tanımıyorduk ama yan yanaydık. Oradaydık. Kapılarımızı açık bırakmayı, tutuklanma halinde haklarımızı bildiren maddeleri apartman girişlerine asmayı öğrenmiştik – geçtiğimiz her sokaktaki durumu bildiren notları birbirimize tweetlemeyi de.
Bu umudun kendisiydi. Dayanışma ruhu, mücadele ve yan yana var olma.
Peki umudu yeniden hatırlamak mümkün mü?
Bir yerden başlamalı...
Stay with me projesi tam da buradan start alıyor, notlar tutmak, belgelemek, çizmek; umudu bu anlatıların birlikteliğiyle yeniden hatırlamak.
Umudun en azaldığı anlarda son bir çaba için sarf edilen “uyuma, dayan” sözlerinin İngilizce karşılığı Stay with me bu yüzden proje başlığı olarak seçildi. Herkesin dahil olduğu, kolektif çabayı ve birbirine tutunmayı ifade eden bir slogana dönüştü.
Stay with me projesi 84 katılımcının ürettiği, sınırsız korkuyu, güvensizliği, belirsizlik içerisinde var olmayı olduğu kadar ümidi, gerçeği, geleceği ve o an’ı gösteren defterlerden oluşuyor.
Selda Asal’ın girişimiyle gerçekleştirilen bu projede yer alan sanatçılar:
Ali Miharbi, Anti-Pop, Aslı Çavuşoğlu, Ata kam, Ayşe Küçük, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener - Meltem Ahıska, Berkay Tuncay, Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn, Ceren Oykut, Christine Kriegerowski,
Çiğdem Hasanoğlu, Devrim Ck, Devrim Kadirbeyoğlu, Didem Erk, Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar - Fırat Bingol, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, Genco Gülan, Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş - Eren Yemez, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer, İnci Furni, İpek Duben, Kınay Olcaytu, Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç,
Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nick Flood, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, Özgür Atlagan - Bengi Güldoğan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz,
Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch - Thomas Büsch, Seda Hepsev, Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yavuz Parlar, Yeşim Ağaoğlu ve Zeyno Pekünlü
***

Stay with me

13 May – 7 June 2015

Opening: 12 May Tuesday, 18:30
At a point, as we were just standing there, “something” else began. We were on the streets. Side by side. We didn’t even know each other, but we were side by side. We were there. We had learned to keep our doors open and in case of arrest, to post a document showing our rights on the door of the apartment, and to note the situation on every street we passed, and tweet it to one another.
This was hope itself. The spirit of solidarity, the challenge, standing side by side.
Is it possible to remember this hope?
We have to start somewhere...
Stay with me project takes from here; taking notes, documenting, drawing; remembering the hope with the association of these narrations.
The title Stay with me is chosen because it expresses a last resort when the hope is fading “hold on, don’t give up”. It grew as a slogan that expresses a collective effort where everyone is involved and holding on together.
Stay with me project is composed of notebooks that indicate limitless fear, insecurity, existence in obscurity as well as hope, reality, future and the “moment”, by 84 participants.
The project is initiated by Selda Asal. Participating artists are:
Ali Miharbi, Anti-Pop, Aslı Çavuşoğlu, Ata kam, Ayşe Küçük, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener - Meltem Ahıska, Berkay Tuncay, Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn, Ceren Oykut, Christine Kriegerowski,
Çiğdem Hasanoğlu, Devrim Ck, Devrim Kadirbeyoğlu, Didem Erk, Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar - Fırat Bingol, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, Genco Gülan, Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş - Eren Yemez, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer, İnci Furni, İpek Duben, Kınay Olcaytu, Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç,
Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nick Flood, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, Özgür Atlagan - Bengi Güldoğan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz,
Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch - Thomas Büsch, Seda Hepsev, Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yavuz Parlar, Yeşim Ağaoğlu and Zeyno Pekünlü

past event: oyun parkı / amusement park, Galeri Nev, Ankara


oyun parkı
Galeri Nev’in yeni kuşakların keşfine çıktığı, iki yılda bir düzenli olarak tekrarlanan “NEVNESİL” 8 Mayıs’ta açılıyor.
NEVNESİL ilk kez Galeri Nev’in yirmibeşinci kuruluş yıldönümü dolayısıyla 2009’da düzenlendi ve çoğunluğu galeri kurulduğu yıl doğan on yedi sanatçıyı ağırladı. Mehmet Ali Uysal, Burcu Perçin, Murat Akagüdüz bu sergide yer alan sanatçılar arasındaydı. Sergi Marcel Proust’a referansla “Kayıp Gerçekliğin İzinde” başlığını taşıyordu ve gerçekliğin kaybedildiği bir zamanda sanattaki gerçeklik arayışına işaret ediyordu.
2011 yılında “Savunma Sanatı” başlığı altında toplanan ve sanatçıların politik varoluşlarını öne çıkaran ikinci sergi izledi. Bu defa Ardan Özmenoğlu, Memed Erdener, Özlem Günyol ve Mustafa Kunt’un da aralarında yer aldığı yirmi bir sanatçı bir araya geldi. O sıralarda heykeltıraşlar ve bürokratlar arasında yaşanan tartışmalara özel bir gönderme yapan NEVNESİL’in çoğunluğu heykeltıraştı.
2013’te açılan “Kafa Kağıdı” ise, yaşları 25 ile 35 arasında değişen genç sanatçıların toplumsal ve sanatsal kimliklerinin gizemini araştırıyordu. Ayrıca bu kuşağın üretimi içinde otoportre ve portrelerin egemenliğine dikkat çekerek, bireye bakışın yeni ele alınış biçimlerini sorguluyordu. Sergi yirmi genç sanatçının yanısıra Erol Akyavaş’ın yakın zamanda kaybettiğimiz kızı Nazan Akyavaş’ın eserlerine de yer veriyordu.
Bu yıl NEVNESİL, geçtiğimiz altı yılın politik ve özellikle de sosyolojik birikimini “OYUN PARKI”nda bir araya getiriyor. Eserler ‘oyun’ sözcüğünün tüm anlamlarına gönderme yapıyor: çocukluk, masalsılık, tedirginlik, hareketlilik, eğlence, yarış, kumar, dans, rol, hile, yasak... Yirmi sanatçının, bunca çeşitli, dağınık, kimi zaman zıt anlamı uyandıran elliye yakın eseri, ‘park’ sözcüğünün yegane çağrışımında birleşiyor.

08.05.2015 - 13.06.2015

Galeri Nev
Ankara



past event: Gizli Özne Paralaks / Hidden Subject Parallax, Ankara


Gizli Özne Paralaks / Hidden Subject Parallax

7 Nisan/April – 22 Mayıs/May 2015

Yaygara, 7 Nisan – 22 Mayıs 2015 tarihleri arasında “Gizli Özne Paralaks” isimli etkinlikliği ile Arte Sanat’ta. 

Bugünün öznesi tüm iradesiyle, inisiyatifiyle, tercihleriyle kendisini, coğrafyasında ve tarihinde ekonomik, siyasal, sosyo-kültürel, inançsal koşullara rağmen ortaya koyabilmekte midir?

Hiç kuşkusuz özne, dışındaki dünyayı kendi bakışının sağladığı perspektifle algılayacaktır. Durumları, olayları, ilişkileri, inancını tanımlarken bu bakış açısından faydalanacaktır. Peki alanlarda tezahür eden bu özne tipi tek başına bir şeyleri kavramada yeterli olabilir mi yoksa özne, içinde bir başka özneye ihtiyaç duyar mı? 

Bu noktada iki bilme eylemi, ikircikli bir yaklaşım oluşur. Bu ikircikli durum kararsızlıktan çok şüpheciliğe daha yakındır. Özne bu sayede nesnesine yöneldiğinde, oluşan anlamın çeşitliliğini sağlar. Aynı nesne üzerinde farklı anlamlar, bilmeler doğurur. Öznenin hareketini esas alan bu tepkimede paralaks oluşmuştur. 

Tüm bu koşullar altında, öznenin hareketini sağlayan yöntemlerden biri olan sanat, düşünceyle varlık arasında açılan bu derin yarık arasına köprü kurması, işlevi açısından ihtiyaca dönüşür. Dolayısıyla Paralaks özne-nesne ilişkisinde oluşacak dialoglar açısından, ihtiyaçtan çok zorunlu bir gerekçedir. 

Hidden subject parallax 

Is today’s subject (the modern individual) able to exert himself with all his willingness, initiation, preferences in his present space and time in spite of economic, political, sociocultural and religious conditions ? 

Undoubtedly, an individual perceive the world around him in his own subjective perspective, which means he uses this viewpoint to define occasions, events, relations and faith. However, is this individual showing himself in the streets able to perceive the things that are happening around on his own? Or does he need someone else to know? 

Therefore, these two acts (the subject’s and the hidden other’s) of knowing causes a contradicting attitude. This is closer to doubtfulness rather than indecisiveness. Accordingly, there arise different meanings and perceptions, which brings about parallax that is based on the acts of the subject. 

Under these circumstances, art which is one of the acts of the modern individual (subject) has to become a need to bridge the gap between thought and human being. Hence, in the face of dialogs which take place during subject-object relations, art is a compulsory act rather than a necessary one. 

Metin/Text: Erdal DUMAN 

Sanatçılar-Artists:
Burcu Sultan Demir, Dejan Kaludjerovic, Deniz C. Koşar, Eda Gecikmez, Emre Zeytinoğlu, Erdal Duman, Esma Meydan, Fatih Tan, Ferhat Özgür, Khaled Hafez, Hüseyin Arıcı, Mehmet Ali Boran, Mustafa Duymaz, Serkan Demir, Servet Cihangiroğlu, Şevket Arık 

Yazarlar- Authors:
Adem Yıldırım, Ali Rıza Taşkale, Erdal Duman, Ersin Vedat Elgür, Mahsum Çiçek, Seval Şener, Şevket Arık 

Sergi Tarihleri-Exhibition Date:
7 Nisan/April – 22 Mayıs/May 2015
Açılış: 7 Nisan 2015 Salı, 18.00

Opening: 7 April 2015 Tuesday, 18.00
 

Hayalet -III / Ghost - III

oil on canvas
2015, Istanbul