current event: 3.Mardin Biennial, Mitolojiler // Mythologies

"Ananeyi Düşünmek // Thinking about Grandmother - Thinking of Tradition"

yerleştirme, installation, 2015


Ananeyi* Düşünmek
Ananemi yaklaşık 1 yıl önce kaybettik. Üzerindeki hırkasından başka bir şeyi olmayan şanslı insanlardan biriydi. Cenazesi için uzak şehirlerdeki akrabaları gelmişti ve herkes ona dair hatıralarını birbiriyle paylaşıyordu. Bu sırada kuzenim birkaç yıl önce gizlice çektiği yarım saatlik bir videoyu bize izletti. Ananem muhtemelen bir kahvaltı sofrasında torunuyla dertleşiyor, bizim de az çok bildiğimiz konular hakkında içini döküyordu. Yakınınız olan bir insan yaşarken ayrıntıları içinde hapsediyor, ya da günlük hayatın akışında o ayrıntılara kör kalabiliyorsunuz. Ama onu kaybettiğinizde ardında bıraktığı her bir parça çok daha değer kazanıyor; tüm dikkatinizle onları inceliyor ve kendinize katıyorsunuz ya da onlar yavaşça hayatınıza sızmaya başlıyorlar. Bu gizli çekim videoyu tekrar tekrar izlediğimde yanıbaşımdaki hikâyeyi yeniden keşfetmeye başladım. Bu süreçte ananemin geride bıraktığı ne varsa, aslında o hikâyenin bir parçası olduğunu gördüm. Cenaze sonrasında, ondan kalan birkaç eşyayı, isteyenlerin hatıra olarak alması için ortaya çıkardık. Ben herhangi bir özelliği olmayan gündelik seccadesini seçmiştim. Daha önce yüzlerce kez gördüğüm bu seccadenin üzerindeki yarım tavus kuşunu da o zaman farkettim. Sakat bacağına rağmen dikiş makinasıyla her şeyi kesip dikme takıntısı olan ananem, muhtemelen bir duvar halısı olan tavus kuşunu seccade boyutuna indirmek için kesmiş, kuşun kuyruk ve gövdesinin yarısı sığacağı şekilde tekrar dikmişti. Yıllardır da namazını o seccade üzerinde kılmıştı. O an tavus kuşunun Yunan mitolojisi haricindeki anlamlarını bilmiyordum. Ta ki bir arkadaşıma bu minör arşivden bahsedene kadar: Ezidi inancındaki “Melek Tavus” ile bu sayede tanıştım. Şimdi onlarla ananem arasında hüzünlü bir ortaklık da buluyorum:
Parçalanmış hayatlar ve sakatlanmış mitolojiler.
Bunun sonrasında, ananemin diktiği ve sadece kız torunlarına hediye ettiği diğer seccadeleri araştırmaya başladım. Patchwork tekniğiyle yaptığı her bir seccade
kendi içinde bir resim gibi işlenmişti. Sanat pratiği kolaj olan biri olarak ananemin bu eserleri beni büyüledi. Onun hikâyesiyle kendiminkinin ve başkalarınınkinin nasıl iç içe geçtiğini ve sürekli bir oluşum halinde olduğunu farketmeye başladım. Hayat ve onun anlam boşluğunda dolanan tüm kavramlar gibi, bize miras kalan mitolojiler de yıkılıp yeniden oluşuyor, ya da dönüşüme uğruyorlar ve onları tüm saflığıyla kesip dikilmiş bir seccadeden okuyabilmek son derece büyüleyici. Uçan sihirli halı gibi, bu seccadeler bizi bir anda evrensel olana uçurup, ani bir manevrayla köyde okuma yazma bilmeyen bir kadının hayat hikâyesi ile buluşturuyor.

* Anane: Türk Dil Kurumu’na göre gelenek demek. Aynı zamanda annenin annesi anlamında söylenen anneannenin de günlük konuşma dilinde söyleniş şekli olup metin boyunca bu dil oyunu oynanmıştır.

//
I became aware of the fact that the story of my grandmother intertwined with mine and that of others and that it was in a continuous state of formation. Just like itself, and all the concepts revolving around the void of its meaning, even the mythologies that we have inherited are collapsing to be created anew, they are undergoing transformation  and it is mesmerizing to be able to read them from a prayer mat that has been cut to size and sewn in pureness. Just like a flying carpet, these prayer mats fly us, in one and the same stride, towards what is universal and with one swift maneuver bring us down to be acquainted with the life story of an illeterate village woman.

Fotoğraf// Photo credit: İbrahim Ayhan







current event: "stay with me" DEPO


selda

Stay with me

13 Mayıs – 7 Haziran 2015

Açılış: 12 Mayıs Salı, 18:30
Ve bir noktada öylece beklerken başka bir “şey” başladı. Sokaktaydık. Yan yanaydık. Birbirimizi tanımıyorduk ama yan yanaydık. Oradaydık. Kapılarımızı açık bırakmayı, tutuklanma halinde haklarımızı bildiren maddeleri apartman girişlerine asmayı öğrenmiştik – geçtiğimiz her sokaktaki durumu bildiren notları birbirimize tweetlemeyi de.
Bu umudun kendisiydi. Dayanışma ruhu, mücadele ve yan yana var olma.
Peki umudu yeniden hatırlamak mümkün mü?
Bir yerden başlamalı...
Stay with me projesi tam da buradan start alıyor, notlar tutmak, belgelemek, çizmek; umudu bu anlatıların birlikteliğiyle yeniden hatırlamak.
Umudun en azaldığı anlarda son bir çaba için sarf edilen “uyuma, dayan” sözlerinin İngilizce karşılığı Stay with me bu yüzden proje başlığı olarak seçildi. Herkesin dahil olduğu, kolektif çabayı ve birbirine tutunmayı ifade eden bir slogana dönüştü.
Stay with me projesi 84 katılımcının ürettiği, sınırsız korkuyu, güvensizliği, belirsizlik içerisinde var olmayı olduğu kadar ümidi, gerçeği, geleceği ve o an’ı gösteren defterlerden oluşuyor.
Selda Asal’ın girişimiyle gerçekleştirilen bu projede yer alan sanatçılar:
Ali Miharbi, Anti-Pop, Aslı Çavuşoğlu, Ata kam, Ayşe Küçük, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener - Meltem Ahıska, Berkay Tuncay, Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn, Ceren Oykut, Christine Kriegerowski,
Çiğdem Hasanoğlu, Devrim Ck, Devrim Kadirbeyoğlu, Didem Erk, Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar - Fırat Bingol, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, Genco Gülan, Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş - Eren Yemez, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer, İnci Furni, İpek Duben, Kınay Olcaytu, Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç,
Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nick Flood, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, Özgür Atlagan - Bengi Güldoğan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz,
Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch - Thomas Büsch, Seda Hepsev, Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yavuz Parlar, Yeşim Ağaoğlu ve Zeyno Pekünlü
***

Stay with me

13 May – 7 June 2015

Opening: 12 May Tuesday, 18:30
At a point, as we were just standing there, “something” else began. We were on the streets. Side by side. We didn’t even know each other, but we were side by side. We were there. We had learned to keep our doors open and in case of arrest, to post a document showing our rights on the door of the apartment, and to note the situation on every street we passed, and tweet it to one another.
This was hope itself. The spirit of solidarity, the challenge, standing side by side.
Is it possible to remember this hope?
We have to start somewhere...
Stay with me project takes from here; taking notes, documenting, drawing; remembering the hope with the association of these narrations.
The title Stay with me is chosen because it expresses a last resort when the hope is fading “hold on, don’t give up”. It grew as a slogan that expresses a collective effort where everyone is involved and holding on together.
Stay with me project is composed of notebooks that indicate limitless fear, insecurity, existence in obscurity as well as hope, reality, future and the “moment”, by 84 participants.
The project is initiated by Selda Asal. Participating artists are:
Ali Miharbi, Anti-Pop, Aslı Çavuşoğlu, Ata kam, Ayşe Küçük, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener - Meltem Ahıska, Berkay Tuncay, Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn, Ceren Oykut, Christine Kriegerowski,
Çiğdem Hasanoğlu, Devrim Ck, Devrim Kadirbeyoğlu, Didem Erk, Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar - Fırat Bingol, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, Genco Gülan, Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş - Eren Yemez, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer, İnci Furni, İpek Duben, Kınay Olcaytu, Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç,
Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nick Flood, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, Özgür Atlagan - Bengi Güldoğan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz,
Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch - Thomas Büsch, Seda Hepsev, Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yavuz Parlar, Yeşim Ağaoğlu and Zeyno Pekünlü

current event: oyun parkı / amusement park, Galeri Nev, Ankara


oyun parkı
Galeri Nev’in yeni kuşakların keşfine çıktığı, iki yılda bir düzenli olarak tekrarlanan “NEVNESİL” 8 Mayıs’ta açılıyor.
NEVNESİL ilk kez Galeri Nev’in yirmibeşinci kuruluş yıldönümü dolayısıyla 2009’da düzenlendi ve çoğunluğu galeri kurulduğu yıl doğan on yedi sanatçıyı ağırladı. Mehmet Ali Uysal, Burcu Perçin, Murat Akagüdüz bu sergide yer alan sanatçılar arasındaydı. Sergi Marcel Proust’a referansla “Kayıp Gerçekliğin İzinde” başlığını taşıyordu ve gerçekliğin kaybedildiği bir zamanda sanattaki gerçeklik arayışına işaret ediyordu.
2011 yılında “Savunma Sanatı” başlığı altında toplanan ve sanatçıların politik varoluşlarını öne çıkaran ikinci sergi izledi. Bu defa Ardan Özmenoğlu, Memed Erdener, Özlem Günyol ve Mustafa Kunt’un da aralarında yer aldığı yirmi bir sanatçı bir araya geldi. O sıralarda heykeltıraşlar ve bürokratlar arasında yaşanan tartışmalara özel bir gönderme yapan NEVNESİL’in çoğunluğu heykeltıraştı.
2013’te açılan “Kafa Kağıdı” ise, yaşları 25 ile 35 arasında değişen genç sanatçıların toplumsal ve sanatsal kimliklerinin gizemini araştırıyordu. Ayrıca bu kuşağın üretimi içinde otoportre ve portrelerin egemenliğine dikkat çekerek, bireye bakışın yeni ele alınış biçimlerini sorguluyordu. Sergi yirmi genç sanatçının yanısıra Erol Akyavaş’ın yakın zamanda kaybettiğimiz kızı Nazan Akyavaş’ın eserlerine de yer veriyordu.
Bu yıl NEVNESİL, geçtiğimiz altı yılın politik ve özellikle de sosyolojik birikimini “OYUN PARKI”nda bir araya getiriyor. Eserler ‘oyun’ sözcüğünün tüm anlamlarına gönderme yapıyor: çocukluk, masalsılık, tedirginlik, hareketlilik, eğlence, yarış, kumar, dans, rol, hile, yasak... Yirmi sanatçının, bunca çeşitli, dağınık, kimi zaman zıt anlamı uyandıran elliye yakın eseri, ‘park’ sözcüğünün yegane çağrışımında birleşiyor.

08.05.2015 - 13.06.2015

Galeri Nev
Ankara



past event: Gizli Özne Paralaks / Hidden Subject Parallax, Ankara


Gizli Özne Paralaks / Hidden Subject Parallax

7 Nisan/April – 22 Mayıs/May 2015

Yaygara, 7 Nisan – 22 Mayıs 2015 tarihleri arasında “Gizli Özne Paralaks” isimli etkinlikliği ile Arte Sanat’ta. 

Bugünün öznesi tüm iradesiyle, inisiyatifiyle, tercihleriyle kendisini, coğrafyasında ve tarihinde ekonomik, siyasal, sosyo-kültürel, inançsal koşullara rağmen ortaya koyabilmekte midir?

Hiç kuşkusuz özne, dışındaki dünyayı kendi bakışının sağladığı perspektifle algılayacaktır. Durumları, olayları, ilişkileri, inancını tanımlarken bu bakış açısından faydalanacaktır. Peki alanlarda tezahür eden bu özne tipi tek başına bir şeyleri kavramada yeterli olabilir mi yoksa özne, içinde bir başka özneye ihtiyaç duyar mı? 

Bu noktada iki bilme eylemi, ikircikli bir yaklaşım oluşur. Bu ikircikli durum kararsızlıktan çok şüpheciliğe daha yakındır. Özne bu sayede nesnesine yöneldiğinde, oluşan anlamın çeşitliliğini sağlar. Aynı nesne üzerinde farklı anlamlar, bilmeler doğurur. Öznenin hareketini esas alan bu tepkimede paralaks oluşmuştur. 

Tüm bu koşullar altında, öznenin hareketini sağlayan yöntemlerden biri olan sanat, düşünceyle varlık arasında açılan bu derin yarık arasına köprü kurması, işlevi açısından ihtiyaca dönüşür. Dolayısıyla Paralaks özne-nesne ilişkisinde oluşacak dialoglar açısından, ihtiyaçtan çok zorunlu bir gerekçedir. 

Hidden subject parallax 

Is today’s subject (the modern individual) able to exert himself with all his willingness, initiation, preferences in his present space and time in spite of economic, political, sociocultural and religious conditions ? 

Undoubtedly, an individual perceive the world around him in his own subjective perspective, which means he uses this viewpoint to define occasions, events, relations and faith. However, is this individual showing himself in the streets able to perceive the things that are happening around on his own? Or does he need someone else to know? 

Therefore, these two acts (the subject’s and the hidden other’s) of knowing causes a contradicting attitude. This is closer to doubtfulness rather than indecisiveness. Accordingly, there arise different meanings and perceptions, which brings about parallax that is based on the acts of the subject. 

Under these circumstances, art which is one of the acts of the modern individual (subject) has to become a need to bridge the gap between thought and human being. Hence, in the face of dialogs which take place during subject-object relations, art is a compulsory act rather than a necessary one. 

Metin/Text: Erdal DUMAN 

Sanatçılar-Artists:
Burcu Sultan Demir, Dejan Kaludjerovic, Deniz C. Koşar, Eda Gecikmez, Emre Zeytinoğlu, Erdal Duman, Esma Meydan, Fatih Tan, Ferhat Özgür, Khaled Hafez, Hüseyin Arıcı, Mehmet Ali Boran, Mustafa Duymaz, Serkan Demir, Servet Cihangiroğlu, Şevket Arık 

Yazarlar- Authors:
Adem Yıldırım, Ali Rıza Taşkale, Erdal Duman, Ersin Vedat Elgür, Mahsum Çiçek, Seval Şener, Şevket Arık 

Sergi Tarihleri-Exhibition Date:
7 Nisan/April – 22 Mayıs/May 2015
Açılış: 7 Nisan 2015 Salı, 18.00

Opening: 7 April 2015 Tuesday, 18.00
 

Hayalet -III / Ghost - III

oil on canvas
2015, Istanbul 

past event: türkiye'den yeni nesil genç çağdaş sanatçılar


past event: dada mutfak bıçağıyla kes...



"DADA MUTFAK BIÇAĞIYLA KES…"

DADA'nın 100.Yılı için Bir Sergi



18 Mart - 2 Mayıs 2015



Esra Carus; Ahmet Vehbi Doğramacı; Fırat Engin; Özge Enginöz; Erol Eskici; Eda Gecikmez; Murat Gök ; Şakir Gökçebağ Hakan Gürsoytrak; Naci Güneş Güven; Yahya M.Madra; Meltem Sırtıkara; 

Esin Turan ve Eric Andersen ile Canan Beykal katılımlarıyla

Sergi, günümüz sanatının söylem, biçim ve estetik açıdan altyapısını oluşturan Dada akımının ünlü kadın sanatçısı Hannah Höch’ün, dönemin Weimar yönetimini eleştiren “Dada Mutfak Bıçağıyla Son Weimar Bira- Göbekli Almanya Kültür Çağını Kes” başlıklı kolajına gönderme yapan bir başlıkla sunuluyor..

Dada akımı o dönemin aydınları ve sanatçıları için disiplinlerarası etkileşim ve işbirliği ifade ediyordu, ama asıl 1915-1923 arasında savaş karşıtı bir akım olmasının altını çizmek gerekiyor. Özellikle de toplumun savaşı kutsallaştıran ya da kaçınılmaz kılan geleneksel savaş anlayışını yıkmaya yönelik söylemleri içermesi açısından, değişik içerik, biçim ve estetiklerle uygulanıyor olsa da, günümüzde sürmekte olan savaş durumuna yanıt vermeye devam eden bir akım.

Dada, 1916’da savaşın ortasında ortaya çıktı ve ilk andan başlayarak Avrupa ruhunun kapsamlı bir manifestosu görünümündeydi. Savaş öncesinde, toplumsal ya da bireysel olarak insan varlığının anlam ve değerleri üstüne sorular açılmış bunlar kesin yanıt bulmamakla birlikte, Modernizmin eşiğindeki insana bazı doyumlar vermişti. Savaş, bu doyumları da silip götürdü ve yerine bir boşluk bıraktı. Dada, sanki bütün yerleşmiş ahlaki, estetik ve toplumsal değerleri baş aşağı ederek, arta kalan ütopyaları da silmeyi amaç edinmişti. Bunların içinde en önemlisi sanatı ulusal kültür ögesi olmaktan çıkarıp, sanayii toplumunun deneyselliğe dayalı büyük kent fenomenine dönüştürmektir. 

Dada, sanat ve yaşam arasındaki sınırın ilk ortadan kalkışıdır; sanatçılar işlerini toplumun ortasında gerçekleştiriyor ve günlük yaşamın izini sürüyorlardı. Bu özellik ile Dada ile günümüzdeki İlişkisel Estetik arasındaki bağlantı belirgindir.

Dada yapıtlarını dört ana grupta toplamak olasıdır; bu grupların bugün bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağladığı olanaklarla sürdürüldüğünü izleyebiliriz. 

Kolâjlar, Asemblajlar, Malzemeli Resimler; Tipografik Montajlar, Fotomontajlar;
Mekano-Dada, Meta-Makinalar, Mekanik Mankenler; Toplumsal alanda gösteriler.

Dada, her yöne açık bir sanatı savunduğu için yazın, müzik, resim, heykel, performans, dans, hitabet gibi alanlardaki üretimlerle karşılaşılır; kısacası bu akım, bugünkü anlamıyla disiplinlerarasıdır. Dada'da rastlantısallık önemli bir ögedir. Yazınsal, müziksel, resimsel üretimlerde bu rastlantısallık belirgindir. Dada belgeseliğe dayanır. Dergiler, afişler, broşürler, kataloglar, el ilanları, mektuplar, posta kartları, notlar ve taslaklar Dada'nın icat ettiği ve kullandığı yayılma yöntemleridir. Dada, tıpkı şimdi olduğu gibi, modern kentin enerji ve dinamizminin kendini sanat yoluyla dışa vurmasıdır: Merkezler Zürih, Berlin, Paris, New York, Hannover, Köln ve Amsterdam'dır. Bu özellikleri günümüz sanatında izliyoruz.

Dada, 1920'de Berlin'de yapılan Dada Fuarı ile doruk noktasına ulaştı ve tarihsel olarak 1923'de sona erdi; ne ki etkileri ve yarattığı sanat yapma türleri günümüz sanatının temelini oluşturuyor.

Kuad Galeri 2013-2014 döneminde John Cage’in 100’.Yılına ve Dada sanatçısı Duchamp’ın Hazır Nesne söyleminin 100.yılına gönderme yapan “Mutsuz Hazır Nesne” sergilerini düzenlemişti. Bu sergiyle Kuad Galeri 20.yy sanat akımlarına gönderme yapan sunumlarını sürdürüyor.





///
“CUT WITH THE DADA KITCHEN KNIFE…”
Exhibition for 100th Year of DADA

18 March – 2 May 2015

With the participation of:
Esra Carus; Ahmet Vehbi Doğramacı; Fırat Engin; Özge Enginöz; Erol Eskici; Eda Gecikmez; Murat Gök ; Şakir Gökçebağ Hakan Gürsoytrak; Naci Güneş Güven; Yahya M.Madra; Meltem Sırtıkara;
Esin Turan and Eric Andersen; Canan Beykal

The exhibition is presented with a reference to the title “Cut with the Kitchen Knife through the Beer-Belly of the Weimar Republic”1919 by Hannah Höch, who is the most famous female artist of Dadaist art movement. This collage was critiquing the Weimar administration.

Dada movement can be considered as the basic background of today’s contemporary art’s concepts and aesthetics. The Dadaist art movement was an interdisciplinary interaction and a collaboration tool, for all the artists and the intellectuals of the 1st WW era. We actually need to underline the fact that, it was an anti-war movement, between 1915-1923. Especially containing statements, which are against the public’s traditional understanding of war, which sanctifies war or perceiving it as inevitable. Because of these, produced with different content, shape and aesthetics, Dada as a movement, still continues to try answering the war status.

Dada, appeared in the middle of the war in 1916 and was seen as a comprehensive manifest for the European spirit. Without having any certain answers, it was somehow satisfying for the people who were at the edge of Modernism, with all the pre-war questioning of the value of human being, both as an individual and social. The war, afterwards, left an emptiness, even wiping away all those satisfactions. Dada, aspired to also erase the left-over utopias, as if wanting to convulse all the social, ethical and aesthetical values. The most important example of these, was to convert art from being a national culture component, into a metropolis phenomenon, based on industrial society’s experimentalism.

Collages, Assembles, Paintings with mixed materials, Typographic Installations, Photomontages; Mechano-Dada, Meta-Machines, Mechanic Mannequins, Happenings (Performances) in Public Spaces.

Dada, supporting an open view to all forms of art, we can see all sorts of productions in literature, music, painting, sculpture, performance, dancing and rhetoric. In short; it is interdisciplinary in today’s saying. Randomness is an important element in Dada. It is distinctive in writing, music and painting productions. Dada is also based on documenting. Magazines, posters, brochures, catalogues, flyers, letters, postcards, notes and drafts are the inventions and ways of spreading in Dada. As it is today, Dada was the expression of the modern city’s energy and dynamism, using art. It was centered in Zurich, Berlin, Paris, New York, Hannover, Köln and Amsterdam. We witness all these characters in contemporary art. Dada, was at its peak in 1920 at the Dada Fair in Berlin and historically ended in 1923; hence it’s implications, constitutes the building blocks and the base of the contemporary art.

In the period of 2013-2014, Kuad Gallery organized an exhibition celebrating the 100th birthday of John Cage and later “Unhappy Ready-Made” which was an allusion to the 100th year of Marcel Duchamp’s statement of “Ready-Made”.Consequently, with this exhibition, Kuad Gallery continues its presentations in reference to the 20th century art movements.

Beral Madra

past event: popup exhibition